Hind'e Giden Gölge II
Payitaht'ın Sırrı
Osmanlı Devleti’nin büyük savaşın eşiğinde titrediği 1914 İstanbul’unda, Kurmay Binbaşı Mehmed Sâbit Celâl, Horasan’dan döndüğünde artık ne eski rütbesine ne de eski hayatına ait olduğunu görür; Harbiye Nezareti’nde kendi resmî ölümünü ilan ettirerek devletin gözünde silinir, fakat aynı anda çok daha eski, çok daha karanlık bir hakikatin içine çekilir. Sisli Sirkeci rıhtımından Babıâli koridorlarına, Münire Hanım’ın mahrem evinden Balat’taki çürük sabunhaneye uzanan bu yolculukta Sâbit; hekim yüzbaşı Nâzım Refik, saha ajanı Kâzım Bars Han ve kadim yolların hafızasını taşıyan Feridun Vefa ile birlikte, yalnız İngiliz ya da Rus oyunlarına değil, müttefik görünen Alman aklının da peşine düştüğü “Emanet Hattı” adlı görünmez bir ağın varlığını keşfeder. İlk bölümlerde kahramanlar saklanmak, kimliklerini yok etmek ve hayatta kalmak için savaşırken, ilerleyen bölümlerde İstanbul’un mutfaklarından elçilik salonlarına, eski tekkelerden yeraltı geçitlerine kadar uzanan bu kadim hattın kimler tarafından korunduğu, kimler tarafından avlandığı ve Münire Hanım’ın da dâhil olduğu kadın merkezli gizli yapının devletin geleceğiyle nasıl kesiştiği açığa çıkar; böylece roman, bir askerî maceradan çok, resmen ölü ilan edilmiş birkaç adamın payitahtın kalbinde görünmeden yürüttüğü istihbarat savaşı, sadakat sınavı ve hakikati koruma mücadelesine dönüşür.
Bölümler
- Bölüm 1 - Sis Altında Sirkeci Oku
- Bölüm 2 - Resmi Mezar Oku
- Bölüm 3 - Münire'nin Kapısı Oku
- Bölüm 4 - Ölülerin Yürüyüşü Oku
- Bölüm 5 - Mavi Dikişli İstanbul Oku
- Bölüm 6 - Hastane Koridorları Oku
- Bölüm 7 - Av Oku
- Bölüm 8 - Yerebatan'daki Hafıza Oku
- Bölüm 9 - Barut ve Ateş Oku
- Bölüm 10 - Babıâli'de Pusu Oku
- Bölüm 11 - Gölgenin Evi Oku
- Bölüm 12 - Kan ve Karar Oku
Karakterler
Mehmed Sâbit Celâl Bey
Kurmay Binbaşı (Mekteb-i Harbiye ve Erkân-ı Harbiye mezunu).
Mizaç: "İtaat kışlada, irade sahrada" felsefesine inanır. Emir vermeyi bilir ama bağırmayı küçüklük sayar. Soğukkanlı ve az konuşan bir yapıdadır; duygusal bağlarını belli etmez. Büyük laflardan hoşlanmaz, "ne olması istenir" değil "ne olabilir" sorusuna odaklanır.
Nâzım Refik
Hekim Yüzbaşı (Sahra ve Harp Cerrahı).
Mizaç: Bilimsel bir sinizme (alaycılığa) sahiptir; gerçekçi, sert ve lafı dolandırmadan doğrudan konuşur. "Vatan, bayrak, fetih" gibi büyük lafların karın doyurmadığına inanır; onun için tek ve yegâne gerçek, masadaki atan nabızdır. Hurafelere, gizeme ve metafiziğe (özellikle Feridun'un temsil ettiği dünyaya) şüpheyle, hatta çoğu zaman öfkeyle yaklaşır.
Kâzım Bars Han
Resmî kayıtlarda Süvari Zabiti; fiiliyatta Saha Ajanı, İz Sürücü ve İstihbaratçı.
Mizaç: Şüpheci, soğuk, pragmatik ve yüzeyde son derece sakin. İnsanları ağızlarından çıkan süslü laflarla değil, yutkundukları hecelerle, seslerindeki titremeyle ve sakladıkları niyetlerle tartar. Onun için "mutlak şüphe" bir karakter kusuru değil, en büyük hayatta kalma sanatıdır.
Feridun Vefa
Resmî bir unvanı yoktur; eski bir zabit, yeni bir yol ehli. Fiiliyatta kadim yolların, tekkelerin ve "Emanet Hattı"nın hafızasını taşıyan manevi rehber.
Mizaç: İçe dönük, fevkalade sabırlı ve sezgileri çok kuvvetlidir. Nâzım gibi her şeyi çıplak akılla inkâr etmez, fakat cahil kitleler gibi her açıklanamayanı da körü körüne kutsallaştırmaz. İkisinin arasındaki o ince, tehlikeli "hikmet" çizgisinde yürür.
Münire Hanım
İstanbul’daki "Sessiz Merkez"; fiiliyatta Kuvayı Milliye’nin ve Sâbit’in elçiliklerdeki görünmez istihbarat gözü (Gölge Elçisi).
Mizaç: Vakur, derin ve duygusunu gösterişsiz taşıyan bir kadındır. Söylenmeyeni anlayabilen, en gürültülü vals müziğinin altından süzülen bir İngiliz kâtibinin fısıltısını dahi ayıklayacak kadar keskin bir sükûnete sahiptir.
Bîbî Zühre (Eski adıyla Adsız Kadın)
Kabil yönündeki "İç Kapı"ların mutlak yöneticisi; erkeklerin küçümsediği görünmeyen "Kadın Haberleşme ve İstihbarat Ağı"nın ana düğüm noktası.
Mizaç: Soğukkanlı, ketum ve tehlikeli ölçüde sakin. Karşısındakine (özellikle Sâbit veya Kâzım gibi kurtlara) yardım eder gibi görünür ama ağzından çıkan her eksik cümle, aslında muhatabının niyetini ve sabrını tarttığı ölümcül bir sınavdır.